22 Kasım 2010 Pazartesi

Giden Yaşım

Bugün itibariyle 31 yaşımı ardımda bırakmış bulunuyorum:)

İnsan hiç unutmam sandığı ne çok şeyi unutuyor…

Yazmazsam giden yaşımdan aklıma neler kalır yıllar sonra bilemiyorum o yüzden işte burada zamana birkaç not düşüyorum.


Giden yaşımda ben;

Çok okudum, az yazdım…

Çok gezdim, az yürüdüm:)

Çok konuştum, çok düşündüm, çok ağladım, çok güldüm…

Geride kalan yaşlar biriktikçe uyanmak zorlaşsa da mümkün olduğu kadar az uyudum, yanlışlıkla çok uyuduğumda huysuz uyandım:)


Yine çok kahve içtim, kahveyle samimiyeti ilerlettim, kahvem her an elimin altında olsun istedim. “Bi kahve içelim mi?” sorusuna hiç hayır diyemedim:)


Bilgisayar başında iş için sabahlarken bir yandan da “farmville”de sebzeler, meyveler ektim biçtim, türlü çeşit hayvan yetiştirdim, evler, barınaklar inşa ettim :)


Ev işleri, özellikle mutfak kendini bana sevdirmeyi bu yıl da başaramadı:)

Ama mesela hiç sevmediğim çiçek yetiştirmeye merak saldım, evimin her köşesini çiçek saksılarıyla donattım.


Giden yaşımda “sevdiğim renk” diye bir şeyin pek olmadığına, her rengin her tonunu ayrı ayrı sevdiğime karar verdim:)


“Süzülün uçuşun beni de, Beni de alın götürün…” diye başlayan şarkı tüm yaşlarımın en güzel şarkısı olmaya devam etti…


Yıllarca hiç görüşmediğim, haber almadığım eski dostlarımı buldum, aradan onca zaman geçmemiş gibi kaldığımız yerden devam edebilmenin mutluluğunu yaşadım.

Hep hayatımda olsun istediğim yeni insanlar, güzel insanlar tanıdım, gülümseten anılar biriktirdim. Cins insanlar da tanıdım bir daha karşıma çıkmamasını dilediğim, sayelerinde keyif kaçıran anılar edindim…


Edindiklerime sevindim, yitirdiklerime üzüldüm…

Üzüldüklerime baktığımda, bunları dert edemeyecek kadar büyük dertlerimin olmadığına şükrettim.


Hastalığın ve ölümün her an, herkese eşit mesafede olduğunu ama yine de genç ölümlerin çok acı verdiğini gördüm.


Ve bir de, giden yaşımda ilk kez teyze oldum, teyzelikle tanıştığıma pek memnun oldum:)

Yeğenimin teyzesi olmak keyif verse de sokakta/parkta “teyze” diye seslenen çocukları duymazdan geldim, kaçan toplarını onlara atmadım, “be hey şaşkınlar, olsam olsam ablanız olurum ben sizin” diye söylendim :)


10’lu yaşlarım yüz yıl kadar uzundu, 20’ler o kadar değilse de çabucak geçti diyemem, bakalım 30’lar nasıl olacak? Elbette çok acele etmemesini tercih ederim:)


İyi ki anne-babamın çocuğu,

kardeşlerimin ablası,

kıymetlimin kıymetlisi,

çocuklarımın annesi,

dostlarımın dostu doldum…

İyi ki yaşadığım şehirde, yaşadığım zamanda doğdum…


İyi ki doğdum:)


22 Kasım 1979’dan 31 Yıl Sonra ;)


www.bursalianneler.com

2 yorum:

thalassapolis dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş...Tekrar nice yıllara sevgiyle

KahveRengi... dedi ki...

Çok teşekkür ederim :) Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...