8 Eylül 2009 Salı

İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ




Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy
Yayın Evi: İletişim / Dünya Klasikleri - 20
Yayın Yılı: Eylül 2005
Sayfa Sayısı: 112


Arka Kapak:

Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanı...

“Başlardaki adı Bir Yargıcın Ölümü olan hikâyeye ilişkin fikir Tolstoy’un aklına, 1881’de Tula Mahkemesi’nde yargıçlık yapan İvan İlyiç Meşnikov’un öldüğünü duyduğunda gelmiş ve Tolstoy daha sonra Meşnikov’un kardeşinden olayın ayrıntılarını öğrenmişti. Kafasındaki asıl fikir, ölümle önce mücadele eden, sonra da kendisini ona bırakan bir adamın günlüğünü kaleme almaktı. Ama yavaş yavaş eğer üçüncü şahıs gözünden anlatılırsa, hikayenin trajik boyutunun derinlik kazanacağını gördü. Ve günlük, bir romana dönüştü.” (Henry Troyat)


Altı Çizili Satırlarım:


-Sanki ölüm sadece İvan İlyiç’in başına gelen bir talihsizlikmiş gibi, onun nasıl öldüğüyle ilgili ayrıntıları sormaya başladı.

-Karısı (Praskovya) İvan İlyiç’in çektiği acıları uzun uzun anlattıktan sonra Piotr bu acıların sadece Praskovya’nın sinirleri üstündeki etkilerini öğrenebilmişti.

-Henüz evleneli bir yıl bile olmamıştı ki İvan İlyiç, evliliğin insana küçük mutluluklar getiren zor bir iş olduğunu anladı.

-Aslında her şey pek zengin olmayan insanların zenginleri taklit etmesinden ibaretti…

-İvan İlyiç'i en çok üzen, herkesin yalan söylemesiydi. Sanki ölmek üzere değilmiş de yalnızca hastaymış, sabreder, tedavi görürse her şey düzelecekmiş gibi bir tavır takınıyorlardı. Oysa ne denli uğraşırlarsa uğraşsınlar durumun düzelmeyeceğini, üstelik ağrılarının artıp öleceğini adı gibi biliyordu. İşte herkes gibi onun da bildiği bu gerçeği örtbas ederek gözüne baka baka yalan söylemeleri, ayrıca bu yalana katılması için onu da zorlamaları onu kahrediyordu.

-Ölmek üzereyken çevresini saran bu yalanlar ne kadar aşağılıktı!

-Ölüm gibi korkunç, görkemli bir olayı günlük ziyaretler, ev eşyaları, yemek için alınan mersinbalığı türünden olağan şeylere indirgemeleri İvan İlyiç'e büyük bir azap veriyordu.

-İşin tuhafı, onlar böyle gözüne baka baka yalan söylerken kim bilir kaç kez, "Bırakın artık şu yalanları! Ölmek üzere olduğumu siz de biliyorsunuz, ben de. Hiç olmazsa yalan söylemeyin!" diye bağıracak olmuş, ama hiçbir zaman kendinde bu gücü bulamamıştı.

-Korkunç, feci bir şey olan ölüme çevresindekiler herhangi tatsız bir şey, hatta yakışıksız bir davranış gözüyle bakıyorlardı. Kalabalık bir salona girerken pis kokular saçan bir adammış gibi tavır takınıyorlardı ona karşı. Bütün bunları yaptıran da, İvan İlyiç’in hayatı boyunca sıkı sıkıya uyduğu nezaket kurallarıydı.

-Ona kimse acımıyordu, çünkü durumunu anlamak isteyen tek bir Allah’ın kulu yoktu. Yalnızca Gerasim her şeyi anlıyor, ona acıyordu. Bu yüzden İvan İlyiç yalnız Gerasim'le baş başa kaldığı zamanlar kendisini iyi hissediyordu. Bazen de birden bire senli benli konuşmaya başlıyordu: "Keşke hiç hasta olmasaydın. Yoksa sana hizmet etmekten kaçınır mıyım?" Yalan söylemeyen tek kişi Gerasim'di; işin aslını yalnız onun anladığı, gizlemeye gerek görmeden, eriyip giden efendisine açıkça acıdığı ortadaydı. Hatta bir keresinde, İvan İlyiç onu yatmaya gönderdiği sırada, "Hepimiz ölüp gideceğiz. Ne diye yardım etmekten yüksünelim!" deyivermişti. Gerasim bu sözlerle, ölmekte olan birine yardımdan kaçınmadığını, bir gün o da ölürken birinin ona yardım edeceğini söylemek istiyordu.

-İvan İlyiç'i üzen şey kimsenin ona, onun istediği gibi acımamasıydı. Çektiği uzun ıstırap dönemlerinden sonra öyle anlar oluyordu ki —bunu kendi kendine bile açıklamaktan utanıyordu- biri ona acısın, hem de hasta bir çocuğa acır gibi acısın istiyordu... Çocuklar gibi sevilip avutulmayı, okşanmayı, birilerinin başında oturup ona ağlamasını istiyordu. Yaşını başını almış, önemli bir yargıca böyle şeylerin yapılamayacağını bile bile istiyordu bunu...

-Gerasim'le yakınlığı ona az da olsa bu merhameti sağladığı için onun yanında avunabiliyordu. Evet, İvan İlyiç ağlamak, okşanmak ve başında ağlayanları görmek istiyordu. Ama onu yoklamaya gelen arkadaşı, mahkeme üyesi Şabak'a ağlayıp içini dökeceği yerde somurtuyor; sert, haşin bir tavır takınarak, sözü yargıtaya gönderilen bir karara getirip görüşünü şiddetle savunmaya başlıyordu. İvan İlyiç'in son günlerini en çok içindeki ve çevresindeki bu yalan zehirliyordu.



Şüphesiz ölüm ekseninde yazılmış en etkileyici edebi eserlerden biri… Kitapta altını çizdiğim satır, kenarını kıvırdığım sayfa çoktu fakat en fazla düşündüğüm, ağır bir hastanın, çevresindekilerin sürekli ona iyi olduğunu, iyileşeceğini söylemesinden duyduğu rahatsızlık, aslında duymak istediğinin merhamet dolu hatta acıyan kelimeler olduğu kısmıydı…

Gerçekten öyle midir merak ettim…

Yaşlı insanlar geldi aklıma “iyi görünüyorsun” dendiği zaman ağrılarını sızılarını sıralayıvermeleri bundan mıdır acaba? Moral verelim derken önemsenmediklerini mi hissettirmekteyiz onlara yoksa? Bilemedim, karar veremedim…

3 yorum:

Kitap Kurdu dedi ki...

Çok güzel bir kitap. Hep listemde olan. Okuma sırası bekleyen. Ama senin paylaşımından sonra ön sıralara çıkacak, teşekkürler canım arkadaşım.

billur dedi ki...

Sevgili Ben Ne Okudum (Kusura bakmayın nasıl hitap edeceğimi bilemedim)

Bir süreden beri Tolstoy okumayı düşünüyordum zira kitap kulübümüzde sunum sırası bana yaklaşmak üzere. Ölüm de tartışmak ve yaşamı ve yaşamayı tartışmak için iyi bir konu. Sanırım karar verme aşamasında sizin bu yazınız üzerine bu kitabı da göz önünde bulunduracağım.

Ölmekte olan ve öleceğini bilen bir kimseye nasıl yardım edilir ve nasıl el uzatılır sanırım insanın başıne gelmeden bilinecek değil gibi. Ama acınmasını istemek sanırım herkes ve herşey yaşama dair ve yaşamak ile ilgili iken çevredekilere aslında acı çektirmek isteğinden doğuyor da olabilir.

Bilemedim Ben de
Sevgiler
AyşeninKitapKulübü'den
Billur

KahveRengi... dedi ki...

Canım Kitap Kurdum benim, bence de öne alınmayı hakeden bir kitap, tavsiye ediyorum:)

Sevgili Billur, hoşgeldiniz bloguma, ben Betül:) Ben Tolstoy'u çok seviyorum ve bence de bu kitap sunum için, yorumlanmak için iyi bir seçim olabilir:)

Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...