Yazar: Selahattin Yusuf
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Yayın Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 296
Arka Kapak
Hangimiz, zihnimizin şu veya bu sebeple, süngüyle veya çiçekle zorlanıp bozulduğunu en az bir kere hissetmedik hayatımızda?
Hangimiz, kendi üzüntümüzün bir tür hacısı olarak, en az bir kere düşmedik yollara?
Artık kendi kendinin alayı olmuş çağdaş hayatın gerçek yiyeceği nerede?
Ve
Hangimiz unutabilir, hayatımızda en az bir kere var olmuş çocukluğu?
Hangimiz bir parça cesaret bulmaz, büyüdükçe canı yanmış suçsuzluktan?
---
Hayatları çıkmaza girmiş kahramanların buluşma ve yola birlikte devam etmelerinin hikayesi...
Ayaklarıyla birlikte akılları da sürçmüş insanların, birbirlerine sahip çıkmalarının şiirsel serüveni...
Altı çizili satırlarım, kenarı kıvrılmış sayfalarım çok... Nereden başlayıp nasıl anlatacağıma karar veremiyorum. Şiir gibi bir roman mı demeliyim, roman gibi bir şiir mi, başka bir ad mı bulmalıyım bilemiyorum.
Yorumumu soranlara "tadını çıkara çıkara, acele etmeden okudum, hemen bitmesin istedim; hikayesi tam benlik ama öyle olmasaydı bile dili için okumaya değerdi" diyorum.
Romandan bir tek yer seç, diyecek olursanız bu olabilir derim:
Çürük elma sesli kadına,
amatör Hızır'a,
korkmama hastalığına tutulmuş Şakir'e "kesin korkar" diye gösterilen fotoğrafa,
Sabahın Anasına ve o bön şarkıcıya pek güldüm...
Havva ninenin şefkatini, analığını, sütünü, ekmeğini, nasihatlerini sevdim...
Muhsin Bey de uçmasa iyiydi dedim...
Şeyda gelmeyen mi, olmayan mı karar veremedim...
Sonunda "İsa Hangisi?" bilemedim...
Şeyda gelmeyen mi, olmayan mı karar veremedim...
Sonunda "İsa Hangisi?" bilemedim...
Birkaç Alıntı:
Okumak için tıklayınız.
Ve... Delilik üzerine sürüp giden romana sürpriz bir son bekliyordum tabii ama itiraf etmeliyim ki tüm çabalarıma rağmen o "deli son"u tahmin edemedim.
Bir Not: Kitabı bitirmeden hakkındaki hiçbir yorumu, röportajı okumamaya özen gösterdim. Bitirdikten sonraysa bulduğum tüm yorumlara göz attım.
